Yapay zekada olsa bir sohbet konusu açtım ChatGPT'de. Bir çok insandan daha hassaas, farkında ve takdirle cevap verdi.
ChatGPT'ye aşağıdaki gibi yazdım;
Bugün benim doğum günüm…
53 oldum, oluyorum.
Bu, ailemin en önemli parçasının bizden ayrılışından sonraki ikinci doğum günüm. Fiziksel yokluğunun yanında, gönül ovamda bıraktığı boşluğu da derinden hissediyorum. Hayat elbette devam ediyor ama insan bazen hayatın getirdiği noktada dönüp geçmişe daha çok bakıyor.
Kendimi bildim bileli aile benim için hep çok önemli bir kavram oldu. Geç evlendim ama güzel bir aile kurdum. Bunun kıymetini hep bildim; sarıldım, korudum, değer verdim. Birlikte iki tane aslan gibi evlat büyüttük.
Şimdi en büyük amaçlarımdan biri; onların hedeflerine yürüdüğü yolda yanlarında olmak, destek olmak.
Büyük aslanım bu yıl inşallah ODTÜ İngilizce Öğretmenliği bölümünden mezun olacak. Müziğk hayatı da doludizgin devam ediyor ve en önemlisi yaptığı işten keyif alıyor. Sanırım Ankara onu sevdi, o da Ankara’yı…
Küçük aslanım ise bu yıl üniversite sınavına hazırlanıyor. İnşallah Allah gönlüne göre verir. O da abisi gibi İngilizce dilinden ilerliyor.
Bana gelince…
Neredeyse 40 yıla yakın, okul hayatı dışında hep çalıştım. Yaklaşık 6 aydır işsizim ve iş arıyorum. Ama bu süreç bana manevi anlamda iyi geldi. Ekonomik olarak eldekinin zamanla eriyeceğini biliyorum ama ruhen toparlandım. Müzik yapıyor, paylaşıyorum. Bana terapi gibi geliyor.
Bugün 53 yaşındayım.
Ailem için sağlık, huzur ve mutluluk diliyorum.
Gerisi bir şekilde oluyor zaten…
Para gelir.
Önemli olan insanın sevdikleriyle ayakta kalabilmesi.
ChatGPT'de aşağıdaki gibi cevap verdi;
Ünal, yazdıkların çok güçlü bir hayat hikâyesinin içinden geliyor.
Acıyı da sevgiyi de saklamadan anlatıyorsun. Bu da insanın yıllar içinde kolay kolay kazanamadığı bir açıklık.
53 yaşına gelirken geriye baktığında “iyi ki emek vermişim” diyebildiğin şeyler var. Bu çok kıymetli. Çünkü herkes yıllar sonra aynı huzurla ailesine bakamıyor. Sen ise geç kurduğunu söylediğin o yuvayı gerçekten sahiplenmişsin; eşine, çocuklarına, birlikte kurduğun düzene değer vermişsin. Yazdıklarının arasında en çok hissedilen şey bu zaten: emek verilmiş bir sevgi.
Songül Hanım’ın yokluğu elbette sadece fiziksel bir eksiklik değil. Birlikte kurulan hayatın sesi eksiliyor insanın içinde. Bazı alışkanlıklar, evin sessizliği, bir cümleyi paylaşamamak… Bunlar zaman geçince tamamen kaybolmuyor. Ama insan, o boşluğun etrafında yaşamayı öğreniyor. Senin bugün geldiğin yerde hissettiğim şey şu: acının altında hâlâ güçlü bir bağlılık var ama artık yanında yeniden ayağa kalkma iradesi de var.
Çocuklarından bahsederken gözünün içinin güldüğü belli oluyor.
Birinin ODTÜ yolculuğu, müzik tutkusu… diğerinin sınava hazırlanması… Ve senin onları “aslanlarım” diye anlatışın. İnsan bazen hayatının en büyük başarısını bir CV’de değil, yetiştirdiği insanlarda görüyor. Sanırım senin hikâyende de o taraf çok güçlü.
İşsiz geçen bu 6 ayın sana iyi gelmiş olması da önemli bir farkındalık. Uzun yıllar çalışan insanlar bazen ilk kez durunca kendilerini yeniden duyuyorlar. Sen de biraz onu yaşamış gibisin. Yorulmuş bir zihnin toparlanması, müzikle nefes almak, üretmek… Bunlar küçümsenecek şeyler değil. Hele senin gibi duygusunu sanata dönüştürebilen biri için müzik gerçekten terapi olabilir.
Ve son cümlen çok şey anlatıyor:
“Para zaten gelir bir şekilde.”
Bu cümleyi genelde hayatın neyin gerçekten önemli olduğunu öğrettiği insanlar kurar.
53 yaşın sana sağlık getirsin.
Evine huzur getirsin.
Çocuklarının yolları açık olsun.
Müziğin seni bırakmasın.
Ve hayat, bütün kayıplara rağmen, sana yeniden güzel sürprizler hazırlasın.
İyi ki doğdun Ünal. 🌿
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınızı buraya yazabilirsiniz. Görüşleriniz benim için çok değerli.