25 Kasım 2020 Çarşamba

Yeni Normal Hayat

 "Yeni" kelimesi  geçen her ortamda "eski" nin tekrar ele alındığını, gözden geçirildiğini anlarız. İnsan umutlanıyor ve geleceğe dair yeniden güdüleniyor. Yeni olan her yerde değişim de vardır. Değişim önce zihinde başlarsa gelişme olur. Değişim maddi olarak gerçekleşiyorsa, gözle görülür somut değişimler oluyorsa ona referans bir düşünce alt yapısı yoksa, sadece varlığını anlamayacak kitleler olacaktır. Özgürlük ancak esareti bilen için kıymetlidir.

Bazen değişimler zorunlu oluyor. Covid bizleri zorunlu değişimlere itiyor ve Yeni Normal Hayat kaçınılmaz oluyor. Bu dönemde ele alınan hususlar eski alışkanlıklarımızı köklü bir şekilde değiştirmemiz gerektiğine işaret ediyor. 

Çok zorlanıyoruz, özgürlüğüne bu kadar düşkün ve esaret altında hiç yaşamamış milletimiz önüne getirilen kurallara uymakta sıkıntı çekiyor. Bu durumu aşmanın basit yöntemleri var ve aylardır bu temel önlemlere vurgu yapılıyor. Aşı bulunana kadar en geçerli önlem bu virüse yakalanmamak. Bunun en etkili yöntemi korunmaktır. 

Bulaşma şekli ağız ve burun yoluyla olduğu için "MASKE" ile o bölgeyi kapatmak gerekiyor. Sadece ağzı kapatmak yetmiyor. Çenemizi korumayacağız. Dirseğimizi korumayacağız. Bileğimize aksesuar gibi takmayacağız. 

Ellerimiz çok fazla yüz bölgemize getirdiğimiz için "TEMİZLİK" çok önemli.  "Türkler gibi el yıkama" bu nedenle çok öne geçti. Ellerimiz temiz olmalı ki, olası elimizi ağzımıza ve burnumuza getirdiğimizde virüse maruz kalmayalım.

Son olarak tavsiye edilen önlem virüsün belirli mesafeler içinde etkili olduğunu gösterdiği için virüse karşı bir mesafede durmak. "SOSYAL MESAFE" olarak dillendirilen bu önlem aslında tek başına yeterli, bununla birlikte yaşadığımız çevre buna müsade etmediği zaman Maske ve Temizlik önlemlerini de almak gerekiyor.

Trafik kurallarında olduğu gibi kuralları yorumlayan bir kitle var. Kırmızı ışık, eğer araç yoksa, uyulması gerekmiyor, Emniyet kemeri yerine toka takıp ötmesini engellemek vs . Covid 19 önlemlerini sokakta gözlemlediğimde çoğunluk uysada , bu önlemleri yorumlayan insanlara da rastlıyoruz. Bu çaba topyekun olmadığı, olamadığı zaman çok çabuk başa dönebiliyoruz.

Bu dönemin en önemli sosyal hareketi " DAYANIŞMA" olmalı. Dayanışma ekonominin herkesi çok zorladığı anlarda toplumu rahatlatan bir duygu. Ne yazık ki "Evde Kal" uyarısını "kendi içinde Kal" gibi algılayıp kendini tamamen izole ederek "ASOSYALLEŞME" ye başladık.

"Yeni Normal Hayat" sosyal hayatımızı önlemlere göre adapte edip yaşantımıza devam edeceğimiz bir süreç olacak. Aşı çalışmaları son virajda ve 2021 yılı eski yaşantılarımıza yeni kurallarla dönebileceğimizi gösteren işaretler veriyor.

Hayat çok güzel. İnsan sosyal bir varlık ve iletişim can suyudur. Covid 19 Pandemisi elbette tarih olacak. Tarih ise , okumasını bilip ders alanlara ışık tutacaktır. 

23 Kasım 2020 Pazartesi

Hayat Eve Sığar

 2020 yılı başlarında uzak diyarlardan gelen haberler "nasıl olsa çok uzak, buralara kadar gelmez" diye düşünürken günlük hayatımızın bir parçası haline geldi.

Dijital dünya ile barışık ve bir o kadar da hızından yararlanan biri olarak evde kalmak ilk etapta çok zor gelmedi. Hele ki evde yaşamayı seven biri olarak bu süreci manevi anlamda çok büyük bir buhran olarak yaşamadım. Ne yazık ki maddi olarak tüm dünyayı etkileyen bu pandemi herkes gibi bizlerin işlerinide etkiledi.

Turizim alanında , özellikle yurt dışı kaynaklı pazarlardan yolcu karşılayan bir firmada çalıştığım için, kapanan ülkelere ilave olarak Türkiye'de kapıları kapatınca işler durdu.

Devlet'imiz Kısa Çalışma Ödeneği ve Ücretsiz İzin Ödeneği desteklerini hemen devreye soktu ve "hiç yoktan iyidir" mantığında haneye giren gelir bir anda %60 düştü. Devlet iş yerleri kiralarını , kredilerini vb giderlerini erteledi, bununla birlikte çalışanın kirası ve ödemeleri ile ilgili bir gelişme olmadı. Gider hanesi aynı gelir hanesi %60 daralan bir aile bütçesini tabi ki yönetmek gerekiyordu ve öyle yaptık. Zamanı yaydık ve yarın daha güzel olacak düşüncesiyle yastığa başımızı koyduk. 

Vakalar ve ölümler günden günde artarken umutlarda günden güne azaldı. Tedbirler sıklaştı, kısıtlamalar arttı ve yaz mevsiminin gelmesiyle umutlar bir kez daha yeşerdi ve Haziran ayı ile birlikte "Yeni Normal Hayat"a geçiş yaptık. Turizim de hareketlendi ve diplomatik girişimler sayesinde turistler gelmeye başladı. Trafik yine akmaya, ev hanesine yine gelir gelmeye başladı ve herkes "bu iş bitti" gözüyle bakınca nam-ı diğer Covid19 "ben bitti demeden bitmez" diyerek maske takmasını bilmeyen, el temizliğine dikkat etmeyen ve sosyal mesafeyi aksatan tüm dostlarıyla yine hükmünü sürmeye başladı ve daha ciddi kalabalıklar elde etmeye başladı. Covid19'un değirmenine su taşıyan herkes bunun sorumlusudur. 

Ekonominin hayatta kalması için kısmi kısıtlamalar yine getirildi ve umarım aşı ve aşıların bulunması ve bir an önce dağıtılması ile Covid19 bavulunu toplayıp defolup gider.

Hayat eve sığıyor, ama içim içime sığmıyor. Bunun şakası yok. Hepimiz bu bütünün bir parçasıyız ve hepimizin yaptığını bir kişi yıkabiliyor. Evde oturmak ve evden hayatı takip etmek benim geleceğimin bir parçası olabilir, ama sosyal hayat evin dışında ve sosyal bir varlık olan insan tekrar sarılabileceği, dokunabileceği bir hayat istiyorsa önlemini almalı..

Maske-Mesafe-Temizlik

Ünal Büyüksungur

Yapay Zeka ile Üretildi Diye Değersiz mi?

  Yapay Zeka ile Üretildi Diye Değersiz mi? Son zamanlarda bir çalışma paylaştığımda çoğu zaman içeriğin kalitesinden önce şu yorum geliyor...