Hayat Eve Sığar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayat Eve Sığar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2021 Perşembe

Hayat dışarı çıkmak istiyor ( HDÇI Kodu )


 Pandemi yine bir güne kollarını gere gere uyanırken hangi kısıtlamaların kısıtlı bir şekilde özgürleştirileceğe ile ilgili haberlere gözlerimiz takılıyor. " Evlat olsa sevilmez" mantığında hayatımıza giren Pandemi nam-ı diğer Corona Virüs Diesease 19 ( Covid19 ) günden güne değişime uğrayarak hayatımızı sıkıcı hale gelmekten kurtaracak şekilde mutasyona uğruyor ve bulaşıcılığını artırıyor. Ne hikmetse daha da bulaşıcı olan virüs daha az ölümlere sebep oluyor. Korku oranı ölüm oranından kat be kat daha büyük. İnsan ölümden korkmuyor, insan korkudan korkuyor.

Ekonomi daraldığı gibi sosyal yaşam alanı da daraldı. Bu doğru orantıyı terse çevirmek için sosyal yaşamı artırmak  ve ekonomiyi tekrar açmak gerek. Herkes bir ders almış görünüyor. Bu dönemde bile ders almayan insanlar oldu ve kurallar o gruba hiç etki etmedi. Maske-Mesafe-Temizlik dendikçe, maskesini dirseğine takan, adamın ağzının içine kadar sokulan ve hijyen konusunu sadece kitaptan okuyan bir grup haber kanallarının ekmek parası oldu. En fazla dikkatimi çeken haberler, kumarhane gibi işletilen evler oldu. Gizli kapılar ardında mesafe tanımadan sosyalleşen bu topluluklar ellerindeki ekonomiyi birbirlerine  ikram ederken yakalanma görüntüleri, hatta "madem yakalandık, bari cezayı kim ödeyecek" kumarına devam eden o masa artık gelinen noktanın zirvesi oldu. "Piskolojimiz" bozuldu diyen insanlar yaptıkları davranışlara giydirecekleri elbisenin adını da koymuş oldular.

Hayat dışarı çıkmak istiyor, bununla birlikte Covid19 her köşeyi tuttuğundan buna müsade etmiyor. Aslında Covid19'u dışarıda yapayalnız bırakabilsek kahrından ölür ve piyasayı tekrar hayat sarar.

Aşılar uygulanmaya başlandı ve matematik veriler ortaya çıkmaya başladı. Görünen o ki, ülkelerin eş zamanlı olarak aynı hedefe yürümeleri gerekiyor ki, tüm dünyayı ilgilendiren olaylar için tam sonuç alınabilsin. 

Dijital dönüşüm daha da hızlandı ve doya doya sarıldığımız insanlara ekran arkasından bakmaya alışmamızı bekliyorlar. 

"Bir musibet bin nasihattan iyidir" atasözümüzü burada uygulamaya alıp artık bu durumun dersini almış olmamız gerekiyor. İnsanlığı şöyle bir silkeleyip kendine getiren bu illet, virüs öncesi hayattan daha verimli bir hayata dönüşmüş olması gerekiyor.

Hayat dışarı çıkmak istiyor ve bunun için artık geri sayım başladı. 

2021 yılı 2019 sonunda başlayıp ve 2020 yılına damgasını vuran bu iletti silmek için yeterli bir süre, hep birlikte kurallara uyduğumuz müddetçe.....

30 Aralık 2020 Çarşamba

2020 biterken...

 Yıllar sonra bu yazıyı okuduğumda bu yıla ait hatıralarımı tekrar gözden geçirmiş olacağım.

2020 yılı 2019 yılındaki tecrübelerine dayanarak çok daha güçlü, çok daha umutlu bir yıl olacağına işaret etmişti. 2019 kapılarını kapatırken Çin'in Wuhan kentinden ilginç videolar sosyal medyaya düşmeye başladı. Tüm Dünya göz ucuyla olayları gözlerken "dünyanın öteki ucu" diye kimse gelecek dalgayı tahmin edemedi. 2020 ilk adımlarını atarken seyahat etmesini öğrenen Corona Avrupa'ya ulaştı ve tüm Dünya Mart ayında Pandemi'ye hiçte hoş gelin diyemedi. Sınırlar, kapılar kapatıldı. Turizm dünyası birden sıfırlandı. 1 hafta içinde tüm yolcular tahliye edildi ve 22 Mart itibarıyla devlet hattına bağlantımız sağlandı ve KÇÖ topluluğuna üye olduk. Maaşını alamadığına  üzülecekken hiç olmazsa devlet yarısına yakın olsa da karşılıyor minneti arasında gidip gelirken gelinen noktada KÇÖ Şubat 2021 sonuna kadar uzatıldı. Aynı zamanda fesih yasağı da Mart 2021 ortasına kadar uzatıldı. Ne yardan ne serden misali, şirket atsa atamıyor, satsa satamıyor, çalışan kulağının üstüne yatsa kimse bir şey yapamıyor. Ekonomi kitlendi, ama hayat devam ediyor. Hayatımıza yeni giren unsurlar günlük hayatın parçası olmaya başladığında her yeni şey gibi çok ısınamadık. Maskeyi ilk taktığımda nefes alamıyor gibi olurken şimdi Maske takmadığımda sanki eksik bir kıyafet gibi hissettiriyor. "Yasak" kelimesinin yerini "kısıtlama"  aldı ve mecburi çalışanların dışındaki herkes anlamına geliyor. Evde kal, Hayat eve sığar, Maske-Mesafe-Temizlik, Virüs tedbirlerden güçlü değildir, 14  Kural, Karantina, Covid19 PCR Test, Vaka sayısı, hasta sayısı, pnömoni, entübe, filyasyon, HES kodu, eve yemek sipariş gibi nice yeni kelime ve olgular hayatımıza girdi. 20 yaş altı 65 yaş üstü kısıtlamadan en çok etkilenen kesim oldu. Sosyal varlık insan, online sosyalliğe, sanal sosyalliğe mahkum edildi. 65 yaş üstü kesimin en çok ölüm yaşadığı bu Pandemide gençlerin vurdum duymazlığı, bize bir şey olmuyormuş halleri nedeniyle Corona'yı en çok bulaştıran kesim oldu. Taksirli suçlar gibi farkında olmadan sevdiklerine virüs bulaştıran kişiler aile içi bulaşı zirve yaptırdı. Bilinç geliştirmek ölüm olayları yakınlarının başına gelmedikçe çok gelişmedi. Bir kesimin küreselcilerin işi, insanlara çip takacaklar, ekonomik çöküş hazırlıyorlar, büyük sıfırlama, nörolink gibi endişe rüzgarları bir çok yerde yerine ulaştı. Aynı dönemde aşı çalışmaları son hız devam ederken yılın son gününde SINOVAC Çin aşısı ülkemize giriş yaptı. 2 doz ( 28 gün arayla ) yapılacak aşı öncelikli kesime vurulduktan sonra ülke geneline yayılacak. Herkesin umudu yılın ilk döneminde tüm dünyada bu ilettin kontrol altına alınması ve Yeni Normal Hayatımıza dönmek. Bir çok şeyi özledi insanlar. Değişim hele ki mecburi ise insanı temelden etkiliyor, kendi isteği ile değişim isteyen insan daha huzurluyken, mecburi değişimler endişe, kaygı oluşturdu. Geçmişinden kopamayıp yeni döneme alışamayanlar depresyona girdi. 2020 net olarak herkesi ruhsal ve fiziksel olarak hasta etti.

2021 çok önemli ve zor bir görev devralıyor. herkes umudunu 2021 yılına yükledi.  2021'e sorsalar "beni pas geçin, doğrudan 2022'ye girin" der. Hatta 2022 "bana ne, 2021 olarak kısa çöpü sen çektin, sen bütün insanların beklentilerini karşılayacaksın" der. Diğer tarafta boynu bükük bir şekilde, tükenmiş bir 2019 köşede son anlarını yaşarken insanlığa yaşattıkları film şeridi olmuş.

2020'nin son günü bugün. Yarın bugünden farklı olmayacak. İnsan "anlam" yüklediği için önemli bazı anlar. Oysa değişen yıllar ve zaman değil, insanın kendisi oluyor. Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünürde kendisini değiştirmeyi düşünmez. Olaylar içten dışa geliştiğinde değişim oluyor. Diğer türlü yıkım oluyor. 2021'e görev yüklemek yerine kendimize görev yükleyip 2021'in işini kolaylaştırmak gerek.

"last but not least". Sağlık çok önemli. 2020'de babam 2 anjiyo ve bir çok rahatsızlık geçirdi. Her defasında Allah'a sığındık ve hayırlısını diledik. Allah anne ve babama, aileme ve tüm sevdiklerime sağlıklı ömür versin. Sağlık olduktan sonra her şey peşi sıra geliyor. İnsan çok şey istiyor, fakat takdirden ötesi olmuyor. Herkes çabasını ve mücadelesini gösterdikten sonra takdir-i ilahi en büyük ödülü veriyor. "Zor diyorsun, zor olacak ki imtihan olsun" diyen Mevlana ile bu yılı kapatıyoruz.. Görüşmek üzere...

23 Kasım 2020 Pazartesi

Hayat Eve Sığar

 2020 yılı başlarında uzak diyarlardan gelen haberler "nasıl olsa çok uzak, buralara kadar gelmez" diye düşünürken günlük hayatımızın bir parçası haline geldi.

Dijital dünya ile barışık ve bir o kadar da hızından yararlanan biri olarak evde kalmak ilk etapta çok zor gelmedi. Hele ki evde yaşamayı seven biri olarak bu süreci manevi anlamda çok büyük bir buhran olarak yaşamadım. Ne yazık ki maddi olarak tüm dünyayı etkileyen bu pandemi herkes gibi bizlerin işlerinide etkiledi.

Turizim alanında , özellikle yurt dışı kaynaklı pazarlardan yolcu karşılayan bir firmada çalıştığım için, kapanan ülkelere ilave olarak Türkiye'de kapıları kapatınca işler durdu.

Devlet'imiz Kısa Çalışma Ödeneği ve Ücretsiz İzin Ödeneği desteklerini hemen devreye soktu ve "hiç yoktan iyidir" mantığında haneye giren gelir bir anda %60 düştü. Devlet iş yerleri kiralarını , kredilerini vb giderlerini erteledi, bununla birlikte çalışanın kirası ve ödemeleri ile ilgili bir gelişme olmadı. Gider hanesi aynı gelir hanesi %60 daralan bir aile bütçesini tabi ki yönetmek gerekiyordu ve öyle yaptık. Zamanı yaydık ve yarın daha güzel olacak düşüncesiyle yastığa başımızı koyduk. 

Vakalar ve ölümler günden günde artarken umutlarda günden güne azaldı. Tedbirler sıklaştı, kısıtlamalar arttı ve yaz mevsiminin gelmesiyle umutlar bir kez daha yeşerdi ve Haziran ayı ile birlikte "Yeni Normal Hayat"a geçiş yaptık. Turizim de hareketlendi ve diplomatik girişimler sayesinde turistler gelmeye başladı. Trafik yine akmaya, ev hanesine yine gelir gelmeye başladı ve herkes "bu iş bitti" gözüyle bakınca nam-ı diğer Covid19 "ben bitti demeden bitmez" diyerek maske takmasını bilmeyen, el temizliğine dikkat etmeyen ve sosyal mesafeyi aksatan tüm dostlarıyla yine hükmünü sürmeye başladı ve daha ciddi kalabalıklar elde etmeye başladı. Covid19'un değirmenine su taşıyan herkes bunun sorumlusudur. 

Ekonominin hayatta kalması için kısmi kısıtlamalar yine getirildi ve umarım aşı ve aşıların bulunması ve bir an önce dağıtılması ile Covid19 bavulunu toplayıp defolup gider.

Hayat eve sığıyor, ama içim içime sığmıyor. Bunun şakası yok. Hepimiz bu bütünün bir parçasıyız ve hepimizin yaptığını bir kişi yıkabiliyor. Evde oturmak ve evden hayatı takip etmek benim geleceğimin bir parçası olabilir, ama sosyal hayat evin dışında ve sosyal bir varlık olan insan tekrar sarılabileceği, dokunabileceği bir hayat istiyorsa önlemini almalı..

Maske-Mesafe-Temizlik

Ünal Büyüksungur

ATALET

  Son günlerde Mümin Sekman’ın “Atalet” isimli sesli kitabını dinlemeye başladım. Atalet… Tembellik, eylemsizlik, konfor alanından çıkamama...