22 Eylül 2026 Salı

1 Milyon Nokta’ya doğru…/MINDOT

 

1 Milyon Nokta’ya doğru…

Bazen bir fikir bir cümledir.

Bazen bir soru.

Bazen yıllardır aklınızda dolaşan tek bir düşünce.

Bazen de söylemek isteyip bir türlü kelimelere dökemediğiniz bir şey…

Ben bu düşüncelerin kaybolmaması gerektiğine inandım.

Ve böylece MINDOT ortaya çıktı.

MINDOT adı, “mind” ve “dot” kelimelerinin birleşiminden doğdu.

Mind; zihin, düşünce.
Dot; nokta.

Yani en basit haliyle:

Bir düşünce. Bir nokta.

Ama benim için bir nokta hiçbir zaman sadece bir nokta değildi.

Her noktanın arkasında bir düşünce, her düşüncenin arkasında bir insan, her insanın da anlatmaya değer bir hikâyesi vardı.

Bu yüzden MINDOT’un mottosu ortaya çıktı:

MINDOT; bir düşünce, bir nokta, sonsuz hikâye.


Amacımız büyük bir sosyal medya platformu oluşturmak değil.

Daha sakin, daha anlamlı ve daha insani bir dijital alan oluşturmak.

İnsanların sadece içerik tükettiği değil, düşündüğü, yazdığı ve kendi noktasını bıraktığı bir alan…

Bu nedenle MINDOT duvarında özellikle şunu görmek istiyoruz:

LinkedIn’de paylaşacağınız türden düşünceler.

Bir mesleki deneyim…

Bir hayat dersi…

Bir gözlem…

Bir soru…

Bir fikir…

Bir keşif…

Bir anı…

Ya da insanların okuyup birkaç saniye duracağı tek bir cümle.


Peki ne yazabilirsiniz?

Aklınızdan geçen ve paylaşmaya değer olduğunu düşündüğünüz hemen her şeyi.

Türkçe yazabilirsiniz.

Ama sadece Türkçe yazmak zorunda değilsiniz.

Dünyanın farklı yerlerinden MINDOT’u keşfeden insanlar için de duvarımız açık.

İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca veya kendi dilinizde yazabilirsiniz.

Çünkü bir düşüncenin değerini belirleyen şey, hangi dilde yazıldığı değil, insanda ne bıraktığıdır.

Belki sizin yazdığınız bir cümleyi dünyanın başka bir yerindeki biri okuyacak.

Belki sizin düşünceniz, hiç tanımadığınız birinin kendi hikâyesine dokunacak.

Bir dil farklı olabilir.
Ama bir düşünce insana her yerde ulaşabilir.


Gönderilen her düşünce, yayımlanmadan önce bir kişi tarafından inceleniyor.

Yani amacımız duvarı mümkün olduğunca hızlı doldurmak değil.

Sadece daha fazla içerik değil, daha anlamlı içerik görmek istiyoruz.

Çünkü MINDOT’ta her noktanın bir anlamı olsun istiyoruz.


Şimdi küçük bir hedefimiz var:

1.000.000 NOKTA

1 milyon düşünce.

1 milyon cümle.

1 milyon farklı bakış açısı.

Belki sizin bir cümleniz de o milyon noktanın içinde olacak.

Belki Türkçe…

Belki İngilizce…

Belki Almanca…

Belki dünyanın herhangi bir dilinde.

Ama sonunda hepsi aynı duvarda buluşacak.

MINDOT duvarında.

👉 MINDOT’u keşfedin:
https://mind-ot.com

MINDOT duvarında yerinizi bırakın.

1 Milyon Nokta’ya birlikte ulaşalım.

Çünkü bazen dünyayı değiştiren büyük fikirler değildir.

Bazen sadece birinin aklına bıraktığınız küçük bir noktadır.

#MINDOT #1MilyonNokta #BirDüşünceBirNoktaSonsuzHikaye #Düşünce #Fikir #İlham #Ideas #Thoughts

5 Eylül 2026 Cumartesi

Plasebo & Nosebo


 

Plasebo & Nosebo

Bir kitabı dinlersiniz ve bittiğinde sadece yeni bilgiler edinmiş olmazsınız.

Bazen kitap, sizi dönüp kendinize bakmaya zorlar.

BPM Yayınları’ndan çıkan “Plasebo” isimli sesli kitabı dinlemeyi bitirdiğimde bende oluşan duygu tam olarak buydu.

Plasebo kavramını hepimiz az çok biliyoruz. Etkin bir madde içermeyen bir uygulamanın, kişinin ona inanması ve olumlu beklenti içinde olmasıyla gerçek sonuçlar doğurabilmesi…

Ama kitabın bana yeniden düşündürdüğü asıl mesele bunun karşı tarafı oldu:

Nosebo.

Olumsuz beklentinin, korkunun ve zihinsel kabullerin de bedenimiz ve davranışlarımız üzerinde etkili olabilmesi.

Kitabı dinlerken bir noktada kendi hayatımda uzun zamandır yaptığım bazı şeyleri sorgulamaya başladım.

Zihnime ne söylüyorum?

Kullandığım kelimeleri neden böyle seçiyorum?

Neden bazı cümleleri özellikle olumlu kurmaya çalışıyorum?

Ve fark ettim ki, belki de yıllardır sezgisel olarak yaptığım şeyin altında çok daha derin bir mekanizma var.

Kendimi uzun zamandır şu cümleyle motive ediyorum:

“Gül bahçesine bakarsan gül, çöplüğe bakarsan çöplük görürsün.”

Çöplük yok demiyorum.

Sadece nereye bakacağıma mümkün olduğunca kendim karar vermeye çalışıyorum.

Olumsuzu hayatın dışına çıkarmanın mümkün olmadığını biliyorum. Ama onu zihnimde ne kadar büyüteceğime dair bir seçim hakkım olduğuna inanıyorum.

Bu yüzden kullandığım dile bile dikkat ediyorum.

“Bu kötü.” demek yerine,
“Bu iyi değil.” diyorum.

“Allah gülen yüzünü hiç soldurmasın.” yerine,
“Allah hep güldürsün.” demeyi tercih ediyorum.

İlk bakışta sadece bir kelime oyunu gibi görünebilir.

Ama belki de değil.

Çünkü kelimeler sadece başkalarıyla kurduğumuz iletişimin değil, kendimizle kurduğumuz iletişimin de parçası.

Zihnimizi hangi kodlarla doldurursak düşüncelerimiz, düşüncelerimiz şekillendikçe de davranışlarımız bundan etkileniyor.

Plasebo ve nosebo kavramları bana bunu çok daha farklı bir pencereden gösterdi:

Zihnimizde büyüttüğümüz şeyin, hayatımızdaki karşılığı sandığımızdan daha büyük olabilir.

Bu nedenle artık kendime daha sık şu soruyu soruyorum:

Ben zihnime bugün ne kodluyorum?

Korku mu?

Eksiklik mi?

Olumsuzluk mu?

Yoksa umut, çözüm, imkân ve iyilik mi?

BPM Yayınları’nın “Plasebo” adlı sesli kitabı yer yer akademik dile yaklaşsa da oldukça akıcı ve düşündürücü. Benim için bir anlamda başvuru kitabına dönüşebilecek nitelikte.

Kitabı dinledikten sonra bende kalan en güçlü düşünce ise belki şu:

Ne düşünüyorsan, “O”sun.

Öyleyse zihnimize ne koyduğumuza biraz daha dikkat edelim.

Çünkü bazen değiştirmemiz gereken ilk şey hayatımız değil,

hayata baktığımız penceredir.

Algıdan Alışkanlığa: Sosyal Medya ve Yapay Zekâ Davranışlarımızı Nasıl Şekillendiriyor?

  Bazen telefonumuzu biz kullanmıyoruz. Telefon, bizim ne yapacağımızı bizden önce belirliyor. Sabah alarmı kapatırken ekranda bir bildirim ...