Plasebo & Nosebo
Bir kitabı dinlersiniz ve bittiğinde sadece yeni bilgiler edinmiş olmazsınız.
Bazen kitap, sizi dönüp kendinize bakmaya zorlar.
BPM Yayınları’ndan çıkan “Plasebo” isimli sesli kitabı dinlemeyi bitirdiğimde bende oluşan duygu tam olarak buydu.
Plasebo kavramını hepimiz az çok biliyoruz. Etkin bir madde içermeyen bir uygulamanın, kişinin ona inanması ve olumlu beklenti içinde olmasıyla gerçek sonuçlar doğurabilmesi…
Ama kitabın bana yeniden düşündürdüğü asıl mesele bunun karşı tarafı oldu:
Nosebo.
Olumsuz beklentinin, korkunun ve zihinsel kabullerin de bedenimiz ve davranışlarımız üzerinde etkili olabilmesi.
Kitabı dinlerken bir noktada kendi hayatımda uzun zamandır yaptığım bazı şeyleri sorgulamaya başladım.
Zihnime ne söylüyorum?
Kullandığım kelimeleri neden böyle seçiyorum?
Neden bazı cümleleri özellikle olumlu kurmaya çalışıyorum?
Ve fark ettim ki, belki de yıllardır sezgisel olarak yaptığım şeyin altında çok daha derin bir mekanizma var.
Kendimi uzun zamandır şu cümleyle motive ediyorum:
“Gül bahçesine bakarsan gül, çöplüğe bakarsan çöplük görürsün.”
Çöplük yok demiyorum.
Sadece nereye bakacağıma mümkün olduğunca kendim karar vermeye çalışıyorum.
Olumsuzu hayatın dışına çıkarmanın mümkün olmadığını biliyorum. Ama onu zihnimde ne kadar büyüteceğime dair bir seçim hakkım olduğuna inanıyorum.
Bu yüzden kullandığım dile bile dikkat ediyorum.
“Bu kötü.” demek yerine,
“Bu iyi değil.” diyorum.
“Allah gülen yüzünü hiç soldurmasın.” yerine,
“Allah hep güldürsün.” demeyi tercih ediyorum.
İlk bakışta sadece bir kelime oyunu gibi görünebilir.
Ama belki de değil.
Çünkü kelimeler sadece başkalarıyla kurduğumuz iletişimin değil, kendimizle kurduğumuz iletişimin de parçası.
Zihnimizi hangi kodlarla doldurursak düşüncelerimiz, düşüncelerimiz şekillendikçe de davranışlarımız bundan etkileniyor.
Plasebo ve nosebo kavramları bana bunu çok daha farklı bir pencereden gösterdi:
Zihnimizde büyüttüğümüz şeyin, hayatımızdaki karşılığı sandığımızdan daha büyük olabilir.
Bu nedenle artık kendime daha sık şu soruyu soruyorum:
Ben zihnime bugün ne kodluyorum?
Korku mu?
Eksiklik mi?
Olumsuzluk mu?
Yoksa umut, çözüm, imkân ve iyilik mi?
BPM Yayınları’nın “Plasebo” adlı sesli kitabı yer yer akademik dile yaklaşsa da oldukça akıcı ve düşündürücü. Benim için bir anlamda başvuru kitabına dönüşebilecek nitelikte.
Kitabı dinledikten sonra bende kalan en güçlü düşünce ise belki şu:
Ne düşünüyorsan, “O”sun.
Öyleyse zihnimize ne koyduğumuza biraz daha dikkat edelim.
Çünkü bazen değiştirmemiz gereken ilk şey hayatımız değil,
hayata baktığımız penceredir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınızı buraya yazabilirsiniz. Görüşleriniz benim için çok değerli.