3 Nisan 2026 Cuma

Ne YAPAYım ?

Friedrich Schiller’in Wilhelm Tell eserinde "özgürlük" ile ilgili bir cümle var. Yorumlandığında "özgürlük zorunluluktan doğar" anlamı çıkıyor. Durduk yere insan bu duyguya girmiyor. Özgürlük alanına girildiğinde, bu durumu kabul etmediği zaman, özgürlüğünü kazanmak için bir çabaya giriyor. Bu tamamen zorunluluktan kaynaklanıyor. Yeterince istendiği zaman insan özgürlüğüne kavuşuyor ve onun da başka bir sınırı olduğunu anlıyor. Ama bu defa güvenli bir alan tercihi oluyor.

Hayatım genellikle mevcut durumu daha iyileştirmek üzerine kurgulu. “Daha iyi nasıl yaparım?” sorusu araştırmaya ve nihayetinde hayatımı kolaylaştıracak yeni uygulamalar bulmama sebep oluyor.

16-17 yaşımdan beri bir şeyler karalıyorum. Önceleri kendime sakladığım bu deneyimler, sonrasında teknolojinin gelişmesi ile bana yeni fırsatlar sundu. Müziği çok seviyorum ama sesim iyi değil. Üniversitede solo ve koro çalışmalarım oldu, daha ziyade türkü söyledim. Ses rengim daha çok türkü için uygun sanırım.

Kendi sözlerime besteler yapmaya başladım. Tamamen içimden gelen tınılarla sözleri birleştirdim ve sürekli tekrarlayarak onları hafızama kazıdım. Flüt çalabildiğim için birkaç kayıt yapmayı denedim, çok başarılı olmadı. 2000’li yıllarda mobil telefonların kayıt uygulaması sayesinde sesimi kaydettim ve en azından bu şarkılarımın melodisini korudum.

Yıllar geçti ve büyük oğlum gitar çalmaya karar verdi. Hızlı bir gelişim sağladı ve bu cesaretle parçalarımdan bir tanesini beraber düzenleyelim dedim. Ben mırıldandım, o çaldı. Doğru notayı kulağımda işittikçe ilerleyip enstrümantal bir taslak çıkardık. Bu birkaç güne yayılan bir çalışmaydı. Sürekli birlikte çalışma vakti bulamadığımız için çok ilerleme sağlayamadık.

Sosyal medyada gezinirken, eşlerin birbirine kendi seslerinden şarkı hediye ettiklerini gördüm ve bunun nasıl mümkün olabileceğini araştırdım ve şu soruyu sordum:

Ne YAPAY’ım?

Araştırmam sonucu hem web hem de cep telefonu uygulaması olan bir yapay zekâ şarkı üretme programı buldum. Videolarını izledim ve benim yıllardır peşinde olduğum tüm işleri yapabildiğini gördüm. Öncesinde şarkı sözü olarak yazdığım ama bestesini yapamadığım bir metni web üzerinden "şarkı sözü" kısmına ekledim. İkinci alanda "Stil" vardı. Ne tarzda bir müzik, hangi enstrümanlar, nerede ve ne şekilde söyleneceği, giriş, gelişme ve sonuç kısımlarında hangi enstrümanların ne şekilde çalınacağını yazıyorsunuz (prompt).

Bunu yapamıyorsanız, benim gibi yapay zekâya tarifini verip bunu prompt şeklinde yazmasını talep edebilirsiniz. Erkek veya kadın vokal sesi tercih edebiliyorsunuz ya da uygulama kendisi seçiyor. Şarkıya bir isim verip "oluştur" butonuna basıyorsunuz. 1-2 dakika içinde size bir şarkı hazırlıyor.

Parçayı dinledim ve hoşuma gitti. Sonrasında beğenmediğim kısımlar ile ilgili yapay zekâya yazdım ve ona uygun tekrar bir prompt yazmasını rica ettim. Bu şekilde yapa yapa nihayetinde beğendiğim bir şarkı oluşturdum.

Uygulamayı araştırınca kendi ham sesinizi yükleyebildiğinizi keşfettim. Uygulama bu sesi alıp profesyonel bir sese çeviriyor ve tını olarak %80 sizin sesiniz oluyor. Oluşturduğum bu parçaya, yapay zekânın profesyonel hale getirdiği ses ile tekrar söylemesini istedim ve sonuç beni çok şaşırttı.

Uygulama güncellemeleri ile şu anda kendi sesime neredeyse %90 benzeyen seslerle tüm yazdığım şarkıları oluşturmaya başladım. İşin güzel tarafı, sesiniz ne kadar kötü olursa olsun, kendi şarkınızı uygulama üzerinden söyleyerek kaydedin; uygulama bunu notalara da çeviriyor ve buradan daha hızlı ilerleyebiliyorsunuz. Oğlumla 3-4 günde ancak yapabildiğim çalışmayı bu uygulama ile 2 dakikada yaptım.

Hep söylüyorum, teknoloji iyi bir şey; ama insanı tembelleştiren değil, hayatını kolaylaştıran teknolojiyi seviyorum.

Şarkılar ortaya çıktıkça bunu kitlelere nasıl duyururum sorusunun cevabını araştırdım ve sunucular vasıtasıyla tüm müzik platformlarına gönderilebildiğini öğrendim. Elbette hepsinin bir maliyeti var, bununla birlikte en ucuz diyebileceğim yöntem bu. Biraz edit işlerinden anlıyorsanız, uygulamanın stüdyosundan şarkılarınızı daha da geliştirebilirsiniz.

Artık yol aydınlanmıştı. Sosyal medya ve tüm müzik platformlarında kendi şarkılarımı görmeye ve dinlemeye başladım. Haziran 2026 ortasına kadar toplam 20 single parçam yayında olmuş olacak.

30 yıl öncesinin sözleri bir beden ile hayat buldu. Güncel şarkılar da ekleyerek hem hobimi yaşatıyorum hem de kalıcı bir şeyler bırakıyorum.

Siz de “ne yapayım?” diye düşünüyorsanız, öncelikle mevcut abone olduğunuz tüm müzik platformlarından destek için beni takip edin, şarkılarımı paylaşın.

Spotify: Ünal Büyüksungur

Youtube Music: @UnalBuyuksungurMusic

Apple Music: Ünal Büyüksungur

Bu yaza damgasını vuracağını düşündüğüm ÇAT ÇAT ÇAT şarkısı, herkesin içinde kendinden bir parça bulacağı bir şarkı oldu. Bir duruş, bir tavır, bazen susmamak, bazen de içinden geldiği gibi konuşmak… Ritmiyle enerjik, sözleriyle net, duygusuyla samimi. Dinledikçe eşlik edeceğiniz, eşlik ettikçe daha da size ait olacak bir parça.

"Gözüm dolsa da gülmeyi seçtim
Dert dediğin gelir geçer, ben geçtim
Bugün benim günüm, anla artık
Kıskananlar baksın, ben yükseldim..."

Dinleyip yorumlarda buluşalım...

Ünal Büyüksungur

4 Mayıs 2022 Çarşamba

Metaversel hayatlar

 Metaversel hayatlar,

web 1.0, web 2.0 derken web 3.0 ve ötesine geçişin halka yansımasını gördüğümüz 2022 yılının şu günlerinde "-mış gibi" hayatlar çevremizi sardı.

Dünya ekonomisi daraldıkça, insanların yerlerinden hareket etmeden tüm dünyayı beş para vermeden dolaşma  düşüncesi herkese heyecan verdi. Metaverse kelimesi hayatın ortasına birden bire düşmüş gibi dursa da, meğerse yıllardır filmler vasıtasıyla gözümüze soka soka alıştırmışlar. Hani "vay beee, yıllar önce izlediğim filmde bunun aynsı vardı" ifadesi aslında tamda bunun karşılığı. Önce tanıtıma yıllar ayrılıyor ve zamanı gelince değişim kaçınılmaz oluyor. Önce düşünce sonra davranış geliştirme modeli için çok çarpıcı bir örnek.

Vatandaş boyutunda metaverse sanal alemde satın alınan arsaların değerlenip çok pahalıya satılması dışında pek bir fütüristik tarafı yok. Bir kaç podcast yaparak kendimce araştırmalarımı paylaştım, bununla birlikte komik videolar çok daha ilgi çekiyor.

İnsanlar farkında olmadan metaverse ile ilgili az çok bilgi edinirken -mış gibi hayatların ekonomik anlamda cezbedici olması nedeniyle bir farkındalık oluşturuyor.

"maçu piçu" ya hiç gitmeden bir gözlük vasıtasıyla oradaymış gibi oraları gezmek şimdilik daha ilgi çekici.

Öte evren hayatın tam merkezine oturmak üzere. Ölmeden sonsuz bir dünyada olmanın garip bir çekiciliği var gibi. Sınırsız hareket dünyası tamamen hayal gücü ile sınırlı. 

Öte evrene herkes geçebiliyor, ama insan kendi ötesine geçebilmeli, üretmeli.




9 Mart 2021 Salı

Kontrollü Normal Hayat

 Tam 1 yıl dolmak üzere kapanmanın başladığı zaman ve gelinen nokta itibarıyla artık asosyal hayatımızın sosyal olan "Kontrollü Normal" kısmı başladı..

Kırmızı, turuncu, sarı ve mavi renkler ile tanıştık ve her biri belirli kriterler sonucu oluşan vaka oranlarına göre belirleniyor. Artık iller kendi göbeğini kendi kesecek ve kurallara uyarsa kısıtlamalardan kurtulacak, aksi durumda kısıtlama devam edecek. 

Kısa Çalışma Ödeneği artık Uzun çalışmama ödeneği gibi oldu ve değişiklik olmazsa 31.03.2021 tarihinde sona erecek. 17.03.2021 de bitecek fesih yasağı 2 ay daha uzatılarak 17.05.2021 tarihine ertelendi. O zaman 1 Nisan'da  KÇÖ uzatılmazsa mecburen şirketler çalışanlarını geri çağıracak ve işten de çıkaramayacak. İşverenler örtülü mobbing konusunda her ne kadar sır vermeseler de, çalışanlarda fesih yasağı nedeniyle durumu gözden geçirecektir. Muhtemelen fesih yasağı ile KÇÖ aynı tarihlerde buluşacak..

Kontrollü Normal Hayat, kısaca "ben sizinle hak getiremedim, artık cezayı kendi kendinize kesin" der gibi. İhbar kültürü olmayan bizim gibi toplumlarda, karşı taraf radara girmesin diye selektör yapıp uyarıyorken, birinin maske-mesafe ve temizlik konusunda yapacağı ihlali de ihbar etmez. Dolaysıyla bu virüs " adamları bir türlü korkutamadım deyip kahrından ölüp çekip gidecek.

Dijital hayat kimimize kolay gelirken, teknoloji ile barışık olmayan herkesi gerdi. Geçen yıl bu zamanlarda temassız ödeme yapmak istiyorum dediğimde, "çalışmıyor, bizde öyle bir uygulama yok" cevapları gelirken, şimdilerde temassız işlevi olmayan kart sahibine çağın gerisinde kalmış gibi davranıyorlar.

Her şeye çabuk alıştık, ama özgürlüğümüze dokunan kurallara uymaya bir türlü özen gösteremiyoruz.. Blog yazılarımda çokça değindiğim üzere aşı bulunmamış dahi olsa önlem aldığınızda korunabileceğiniz basit yöntemler dururken macera arayışımız hiç bitmiyor. 

Maske-Mesafe-Temizlik. Aşı dahi olsak buna bir süre daha azami dikkat etmek gerekiyor, kaldı ki virüs öncesi hayatta da öyle burnunun dibine sokulan insanlardan hoşlanmazdım. Fiziki mesafe çok önemli.

Normal kelimesinin geçtiği her cümle insana umut veriyor, bunun normale dönmesi hepimizin arzusu. Lütfen herkes taşın altına elini koysun....


18 Şubat 2021 Perşembe

Hayat dışarı çıkmak istiyor ( HDÇI Kodu )


 Pandemi yine bir güne kollarını gere gere uyanırken hangi kısıtlamaların kısıtlı bir şekilde özgürleştirileceğe ile ilgili haberlere gözlerimiz takılıyor. " Evlat olsa sevilmez" mantığında hayatımıza giren Pandemi nam-ı diğer Corona Virüs Diesease 19 ( Covid19 ) günden güne değişime uğrayarak hayatımızı sıkıcı hale gelmekten kurtaracak şekilde mutasyona uğruyor ve bulaşıcılığını artırıyor. Ne hikmetse daha da bulaşıcı olan virüs daha az ölümlere sebep oluyor. Korku oranı ölüm oranından kat be kat daha büyük. İnsan ölümden korkmuyor, insan korkudan korkuyor.

Ekonomi daraldığı gibi sosyal yaşam alanı da daraldı. Bu doğru orantıyı terse çevirmek için sosyal yaşamı artırmak  ve ekonomiyi tekrar açmak gerek. Herkes bir ders almış görünüyor. Bu dönemde bile ders almayan insanlar oldu ve kurallar o gruba hiç etki etmedi. Maske-Mesafe-Temizlik dendikçe, maskesini dirseğine takan, adamın ağzının içine kadar sokulan ve hijyen konusunu sadece kitaptan okuyan bir grup haber kanallarının ekmek parası oldu. En fazla dikkatimi çeken haberler, kumarhane gibi işletilen evler oldu. Gizli kapılar ardında mesafe tanımadan sosyalleşen bu topluluklar ellerindeki ekonomiyi birbirlerine  ikram ederken yakalanma görüntüleri, hatta "madem yakalandık, bari cezayı kim ödeyecek" kumarına devam eden o masa artık gelinen noktanın zirvesi oldu. "Piskolojimiz" bozuldu diyen insanlar yaptıkları davranışlara giydirecekleri elbisenin adını da koymuş oldular.

Hayat dışarı çıkmak istiyor, bununla birlikte Covid19 her köşeyi tuttuğundan buna müsade etmiyor. Aslında Covid19'u dışarıda yapayalnız bırakabilsek kahrından ölür ve piyasayı tekrar hayat sarar.

Aşılar uygulanmaya başlandı ve matematik veriler ortaya çıkmaya başladı. Görünen o ki, ülkelerin eş zamanlı olarak aynı hedefe yürümeleri gerekiyor ki, tüm dünyayı ilgilendiren olaylar için tam sonuç alınabilsin. 

Dijital dönüşüm daha da hızlandı ve doya doya sarıldığımız insanlara ekran arkasından bakmaya alışmamızı bekliyorlar. 

"Bir musibet bin nasihattan iyidir" atasözümüzü burada uygulamaya alıp artık bu durumun dersini almış olmamız gerekiyor. İnsanlığı şöyle bir silkeleyip kendine getiren bu illet, virüs öncesi hayattan daha verimli bir hayata dönüşmüş olması gerekiyor.

Hayat dışarı çıkmak istiyor ve bunun için artık geri sayım başladı. 

2021 yılı 2019 sonunda başlayıp ve 2020 yılına damgasını vuran bu iletti silmek için yeterli bir süre, hep birlikte kurallara uyduğumuz müddetçe.....

30 Aralık 2020 Çarşamba

2020 biterken...

 Yıllar sonra bu yazıyı okuduğumda bu yıla ait hatıralarımı tekrar gözden geçirmiş olacağım.

2020 yılı 2019 yılındaki tecrübelerine dayanarak çok daha güçlü, çok daha umutlu bir yıl olacağına işaret etmişti. 2019 kapılarını kapatırken Çin'in Wuhan kentinden ilginç videolar sosyal medyaya düşmeye başladı. Tüm Dünya göz ucuyla olayları gözlerken "dünyanın öteki ucu" diye kimse gelecek dalgayı tahmin edemedi. 2020 ilk adımlarını atarken seyahat etmesini öğrenen Corona Avrupa'ya ulaştı ve tüm Dünya Mart ayında Pandemi'ye hiçte hoş gelin diyemedi. Sınırlar, kapılar kapatıldı. Turizm dünyası birden sıfırlandı. 1 hafta içinde tüm yolcular tahliye edildi ve 22 Mart itibarıyla devlet hattına bağlantımız sağlandı ve KÇÖ topluluğuna üye olduk. Maaşını alamadığına  üzülecekken hiç olmazsa devlet yarısına yakın olsa da karşılıyor minneti arasında gidip gelirken gelinen noktada KÇÖ Şubat 2021 sonuna kadar uzatıldı. Aynı zamanda fesih yasağı da Mart 2021 ortasına kadar uzatıldı. Ne yardan ne serden misali, şirket atsa atamıyor, satsa satamıyor, çalışan kulağının üstüne yatsa kimse bir şey yapamıyor. Ekonomi kitlendi, ama hayat devam ediyor. Hayatımıza yeni giren unsurlar günlük hayatın parçası olmaya başladığında her yeni şey gibi çok ısınamadık. Maskeyi ilk taktığımda nefes alamıyor gibi olurken şimdi Maske takmadığımda sanki eksik bir kıyafet gibi hissettiriyor. "Yasak" kelimesinin yerini "kısıtlama"  aldı ve mecburi çalışanların dışındaki herkes anlamına geliyor. Evde kal, Hayat eve sığar, Maske-Mesafe-Temizlik, Virüs tedbirlerden güçlü değildir, 14  Kural, Karantina, Covid19 PCR Test, Vaka sayısı, hasta sayısı, pnömoni, entübe, filyasyon, HES kodu, eve yemek sipariş gibi nice yeni kelime ve olgular hayatımıza girdi. 20 yaş altı 65 yaş üstü kısıtlamadan en çok etkilenen kesim oldu. Sosyal varlık insan, online sosyalliğe, sanal sosyalliğe mahkum edildi. 65 yaş üstü kesimin en çok ölüm yaşadığı bu Pandemide gençlerin vurdum duymazlığı, bize bir şey olmuyormuş halleri nedeniyle Corona'yı en çok bulaştıran kesim oldu. Taksirli suçlar gibi farkında olmadan sevdiklerine virüs bulaştıran kişiler aile içi bulaşı zirve yaptırdı. Bilinç geliştirmek ölüm olayları yakınlarının başına gelmedikçe çok gelişmedi. Bir kesimin küreselcilerin işi, insanlara çip takacaklar, ekonomik çöküş hazırlıyorlar, büyük sıfırlama, nörolink gibi endişe rüzgarları bir çok yerde yerine ulaştı. Aynı dönemde aşı çalışmaları son hız devam ederken yılın son gününde SINOVAC Çin aşısı ülkemize giriş yaptı. 2 doz ( 28 gün arayla ) yapılacak aşı öncelikli kesime vurulduktan sonra ülke geneline yayılacak. Herkesin umudu yılın ilk döneminde tüm dünyada bu ilettin kontrol altına alınması ve Yeni Normal Hayatımıza dönmek. Bir çok şeyi özledi insanlar. Değişim hele ki mecburi ise insanı temelden etkiliyor, kendi isteği ile değişim isteyen insan daha huzurluyken, mecburi değişimler endişe, kaygı oluşturdu. Geçmişinden kopamayıp yeni döneme alışamayanlar depresyona girdi. 2020 net olarak herkesi ruhsal ve fiziksel olarak hasta etti.

2021 çok önemli ve zor bir görev devralıyor. herkes umudunu 2021 yılına yükledi.  2021'e sorsalar "beni pas geçin, doğrudan 2022'ye girin" der. Hatta 2022 "bana ne, 2021 olarak kısa çöpü sen çektin, sen bütün insanların beklentilerini karşılayacaksın" der. Diğer tarafta boynu bükük bir şekilde, tükenmiş bir 2019 köşede son anlarını yaşarken insanlığa yaşattıkları film şeridi olmuş.

2020'nin son günü bugün. Yarın bugünden farklı olmayacak. İnsan "anlam" yüklediği için önemli bazı anlar. Oysa değişen yıllar ve zaman değil, insanın kendisi oluyor. Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünürde kendisini değiştirmeyi düşünmez. Olaylar içten dışa geliştiğinde değişim oluyor. Diğer türlü yıkım oluyor. 2021'e görev yüklemek yerine kendimize görev yükleyip 2021'in işini kolaylaştırmak gerek.

"last but not least". Sağlık çok önemli. 2020'de babam 2 anjiyo ve bir çok rahatsızlık geçirdi. Her defasında Allah'a sığındık ve hayırlısını diledik. Allah anne ve babama, aileme ve tüm sevdiklerime sağlıklı ömür versin. Sağlık olduktan sonra her şey peşi sıra geliyor. İnsan çok şey istiyor, fakat takdirden ötesi olmuyor. Herkes çabasını ve mücadelesini gösterdikten sonra takdir-i ilahi en büyük ödülü veriyor. "Zor diyorsun, zor olacak ki imtihan olsun" diyen Mevlana ile bu yılı kapatıyoruz.. Görüşmek üzere...

25 Kasım 2020 Çarşamba

Yeni Normal Hayat

 "Yeni" kelimesi  geçen her ortamda "eski" nin tekrar ele alındığını, gözden geçirildiğini anlarız. İnsan umutlanıyor ve geleceğe dair yeniden güdüleniyor. Yeni olan her yerde değişim de vardır. Değişim önce zihinde başlarsa gelişme olur. Değişim maddi olarak gerçekleşiyorsa, gözle görülür somut değişimler oluyorsa ona referans bir düşünce alt yapısı yoksa, sadece varlığını anlamayacak kitleler olacaktır. Özgürlük ancak esareti bilen için kıymetlidir.

Bazen değişimler zorunlu oluyor. Covid bizleri zorunlu değişimlere itiyor ve Yeni Normal Hayat kaçınılmaz oluyor. Bu dönemde ele alınan hususlar eski alışkanlıklarımızı köklü bir şekilde değiştirmemiz gerektiğine işaret ediyor. 

Çok zorlanıyoruz, özgürlüğüne bu kadar düşkün ve esaret altında hiç yaşamamış milletimiz önüne getirilen kurallara uymakta sıkıntı çekiyor. Bu durumu aşmanın basit yöntemleri var ve aylardır bu temel önlemlere vurgu yapılıyor. Aşı bulunana kadar en geçerli önlem bu virüse yakalanmamak. Bunun en etkili yöntemi korunmaktır. 

Bulaşma şekli ağız ve burun yoluyla olduğu için "MASKE" ile o bölgeyi kapatmak gerekiyor. Sadece ağzı kapatmak yetmiyor. Çenemizi korumayacağız. Dirseğimizi korumayacağız. Bileğimize aksesuar gibi takmayacağız. 

Ellerimiz çok fazla yüz bölgemize getirdiğimiz için "TEMİZLİK" çok önemli.  "Türkler gibi el yıkama" bu nedenle çok öne geçti. Ellerimiz temiz olmalı ki, olası elimizi ağzımıza ve burnumuza getirdiğimizde virüse maruz kalmayalım.

Son olarak tavsiye edilen önlem virüsün belirli mesafeler içinde etkili olduğunu gösterdiği için virüse karşı bir mesafede durmak. "SOSYAL MESAFE" olarak dillendirilen bu önlem aslında tek başına yeterli, bununla birlikte yaşadığımız çevre buna müsade etmediği zaman Maske ve Temizlik önlemlerini de almak gerekiyor.

Trafik kurallarında olduğu gibi kuralları yorumlayan bir kitle var. Kırmızı ışık, eğer araç yoksa, uyulması gerekmiyor, Emniyet kemeri yerine toka takıp ötmesini engellemek vs . Covid 19 önlemlerini sokakta gözlemlediğimde çoğunluk uysada , bu önlemleri yorumlayan insanlara da rastlıyoruz. Bu çaba topyekun olmadığı, olamadığı zaman çok çabuk başa dönebiliyoruz.

Bu dönemin en önemli sosyal hareketi " DAYANIŞMA" olmalı. Dayanışma ekonominin herkesi çok zorladığı anlarda toplumu rahatlatan bir duygu. Ne yazık ki "Evde Kal" uyarısını "kendi içinde Kal" gibi algılayıp kendini tamamen izole ederek "ASOSYALLEŞME" ye başladık.

"Yeni Normal Hayat" sosyal hayatımızı önlemlere göre adapte edip yaşantımıza devam edeceğimiz bir süreç olacak. Aşı çalışmaları son virajda ve 2021 yılı eski yaşantılarımıza yeni kurallarla dönebileceğimizi gösteren işaretler veriyor.

Hayat çok güzel. İnsan sosyal bir varlık ve iletişim can suyudur. Covid 19 Pandemisi elbette tarih olacak. Tarih ise , okumasını bilip ders alanlara ışık tutacaktır. 

23 Kasım 2020 Pazartesi

Hayat Eve Sığar

 2020 yılı başlarında uzak diyarlardan gelen haberler "nasıl olsa çok uzak, buralara kadar gelmez" diye düşünürken günlük hayatımızın bir parçası haline geldi.

Dijital dünya ile barışık ve bir o kadar da hızından yararlanan biri olarak evde kalmak ilk etapta çok zor gelmedi. Hele ki evde yaşamayı seven biri olarak bu süreci manevi anlamda çok büyük bir buhran olarak yaşamadım. Ne yazık ki maddi olarak tüm dünyayı etkileyen bu pandemi herkes gibi bizlerin işlerinide etkiledi.

Turizim alanında , özellikle yurt dışı kaynaklı pazarlardan yolcu karşılayan bir firmada çalıştığım için, kapanan ülkelere ilave olarak Türkiye'de kapıları kapatınca işler durdu.

Devlet'imiz Kısa Çalışma Ödeneği ve Ücretsiz İzin Ödeneği desteklerini hemen devreye soktu ve "hiç yoktan iyidir" mantığında haneye giren gelir bir anda %60 düştü. Devlet iş yerleri kiralarını , kredilerini vb giderlerini erteledi, bununla birlikte çalışanın kirası ve ödemeleri ile ilgili bir gelişme olmadı. Gider hanesi aynı gelir hanesi %60 daralan bir aile bütçesini tabi ki yönetmek gerekiyordu ve öyle yaptık. Zamanı yaydık ve yarın daha güzel olacak düşüncesiyle yastığa başımızı koyduk. 

Vakalar ve ölümler günden günde artarken umutlarda günden güne azaldı. Tedbirler sıklaştı, kısıtlamalar arttı ve yaz mevsiminin gelmesiyle umutlar bir kez daha yeşerdi ve Haziran ayı ile birlikte "Yeni Normal Hayat"a geçiş yaptık. Turizim de hareketlendi ve diplomatik girişimler sayesinde turistler gelmeye başladı. Trafik yine akmaya, ev hanesine yine gelir gelmeye başladı ve herkes "bu iş bitti" gözüyle bakınca nam-ı diğer Covid19 "ben bitti demeden bitmez" diyerek maske takmasını bilmeyen, el temizliğine dikkat etmeyen ve sosyal mesafeyi aksatan tüm dostlarıyla yine hükmünü sürmeye başladı ve daha ciddi kalabalıklar elde etmeye başladı. Covid19'un değirmenine su taşıyan herkes bunun sorumlusudur. 

Ekonominin hayatta kalması için kısmi kısıtlamalar yine getirildi ve umarım aşı ve aşıların bulunması ve bir an önce dağıtılması ile Covid19 bavulunu toplayıp defolup gider.

Hayat eve sığıyor, ama içim içime sığmıyor. Bunun şakası yok. Hepimiz bu bütünün bir parçasıyız ve hepimizin yaptığını bir kişi yıkabiliyor. Evde oturmak ve evden hayatı takip etmek benim geleceğimin bir parçası olabilir, ama sosyal hayat evin dışında ve sosyal bir varlık olan insan tekrar sarılabileceği, dokunabileceği bir hayat istiyorsa önlemini almalı..

Maske-Mesafe-Temizlik

Ünal Büyüksungur

ATALET

  Son günlerde Mümin Sekman’ın “Atalet” isimli sesli kitabını dinlemeye başladım. Atalet… Tembellik, eylemsizlik, konfor alanından çıkamama...